Yunus Emre and Love: Yunus Emre ve Sevgi

 

 Yunus, Great Yunus became a magnificent book I couldn’t finish for years. Yunus is a poem, Yunus is a friend, Yunus is love. Yunus is a great man in charge of expressing endless beauties, secrets and realities…

Yunus, büyük Yunus, yıllar yılı okuya okuya bitiremediğim muhteşem bir kitap oldu benim için; Yunus şiir, Yunus dost, Yunus aşk, Yunus ezelî ve ebedî güzellikleri, sırları ve ger­çekleri anlatmakla görevli büyük insan...

I have been reading him since my childhood, but I couldn’t be able to reach neither his depth nor his beauties. But there is a truth. I liked him with all my being. He shared my loneliness, became friend and confidant of me. He became my trainer and leader.

Çocukluğumdan beri okuyorum, ne derinliğine varabildim, ne güzelliğinin sırrına ere­bildim. Ama bir gerçek var. Onu bütün varlığımla sevdim. Bir ömür boyu yalnızlığımı paylaştı, dost oldu, arkadaş oldu, sırdaş oldu. Hocam, eğiticim, yol gösterenim oldu.

To die and to revive…Then to find what is new…To find what is great new, unfading new. Here is the challenge!.. Isn’t it necessary to forget what is transitory for eternal and things that we don’t like in order to be new as we wish?

Ölmek ve dirilmek... Sonra yeniyi bulmak... yeniyi, büyük yeniyi, solmayan rengi, pörsümeyen yeniyi bulmak. Bütün sorun işte burda. İstediğimiz gibi yeni olabilmek için, beğenmediğimiz eski şeyleri, bâki uğruna fâni olanı unutmak gerekmez mi?

To be able to pass to a colourful, lightful and loveful life from despicable, barren, revolt-ful, distressed life…To be able to find endless beauty and eternal reality…

 Ha­kir, kısır, cılız, isyanla dolu, bunalımlı, sıkıntılı bir hayattan, renk dolu, ışık dolu, aydınlık dolu, sevgi dolu bir hayata geçebilmek... Sonsuz güzelliği, ebedî gerçeği bulabilmek...

Eye can’t see the essence of anything. What sees and senses the truth is our internal existence. Yunus says that “God is everywhere. There needs to be an eye to see.”  When we clean and purify our inner world, when we save it from shallow dimensions of self,when weembrace all universe from a drop of sand to milky way in the sky faithfully and lovefully, realities and beauties will appeare before us one by one…

Göz hiçbir şeyin özünü göremez. Gerçeği gören, sezen iç varlığımızdır. “Cümle yerde Hak nazır, göz gerektir göresi” diyor büyük Yunus. İç dünyamızı temizlediğimiz, arıttığımız, bencilliğin, nefsaniyetin dar sınırlarından kurtardığımız zaman, bütün kâinatı yerdeki kum tanesinden, gökyüzündeki Saman­yolu’na kadar, aşkla, inançla kucakladığımız zaman, gerçekler ve güzellikler bize perde perde açılırlar...

Then, we see that body is a temple. There is One, who is closer to you than you, within you. Then we see that the happiness and goodness of others are the same with ours. The eye of human is able to see as much as his mind. If one’s eyes looking at  reality and beauty open, everything seems different from their beings. Mirror shows only shapes, they do not show secrets of hearts.

O zaman anlarız ki, vücut bir mâbettir. İçinde, sana senden yakın olan vardır. O za­man anlarız ki, başkalarının iyiliği ve mutluluğu, kendi iyilik ve mutluluğumuzla aynıdır. İnsanın gözü aklı kadar görür. İnsanın gerçeğe ve güzelliğe bakan gözleri açılırsa, o zaman her şey olduğundan farklı görülür. Ayna yalnız şekilleri gösterir, gönlün sırlarını göstermez.

Look at the face of perfect human. He is the mirror of Allah. Yunus says that “I hold even an ant in regard.” What shows life for human as ugly and bad is that his inability in training inner world and emotional world. If we can’t become joyous, it is our blame. Each moment of life is riddled with unbearable and incredible beauties…

Kâmil insanın yüzüne bak. O Allah’ın ayna­sıdır. Yunus “Benim bir karıncaya ulu nazarım vardır” diyor. İnsana hayatı çirkin ve kötü gösteren, biraz da kendi kendini, iç dünyasını, duygusal hayatını eğitemeyişidir. Şâd olmuyorsak kabahat bizdedir. Hayatın her ânı, akıl almaz, tâkat getirilmez, binbir güzelliklerle doludur...

Yunus does not say in vain as “God is everywhere, there needs to be an eye to see.” What wonderful event to be able to look at human, nature and beauties with great admiration and amazement. The sense of amazement takes human to thought, science and art.

Yunus boşuna, “Cümle yerde Hak nazır, göz gerektir gö­resi” dememiştir. İnsana, tabiata, güzelliklere, hayretle, hay­ranlıkla “ulu nazarla” bakabilmek, ne muhteşem bir olaydır. Hay­ret duygusu, insanı tefekküre, bilime ve san’ata götürür.

Human is the most comprehensive being of universe. None of knowledge and art has exhausted his meaning. Every moment and each human is new and different. There are different personalities on earth as much as human.

İnsan, kâinatın en muhtevalı varlığıdır. Şimdiye kadar hiçbir ilim ve san’at onun mânâsını tüketememiştir. Her an ve her in­san, yeni ve farklıdır. Yeryüzünde ne kadar insan varsa, o kadar farklı şahsiyet vardır.

Great Yunus says “Find in you, what I found in me.” Each people must find meaning of life by himself. Therefore, we must be extremely careful and vigilant man interested in everything and observing. One can get to the secrets of universe and human through determination of continious, deep and systematically thinking.

Büyük Yunus, “Bir siz dahi sizde görün, benim bende gördüğümü” der. Her insan yaşamın anlamını, kendi kendine bulmak zorundadır. Bunun için de son derece dikkatli ve uyanık, her şeye ilgili, her şeyi gözlemleyen bir insan olmalıyız. Kâinatın ve insanın sırlarına ancak, sürekli, derin, sistemli bir düşünme cehdi ile ulaşılabilir.

Isn’t that we do not know that “unknown” called human the primary reason of  torments we do against us and others? Isn’t it the cause of our happiness mostly to make  a stereotyped decison about ourselves or others?

Başkalarına ve kendimize yapmış olduğumuz ezâların baş­lıca sebebi, insan denilen şu meçhulü bilmeyişimiz değil midir? Kendimiz veya başkaları hakkında basmakalıp hüküm vermek, çoğu zaman mutsuzluklarımızın kaynağı olmuyor mu?

We must discover the meaning of love and learn to live love like a flower living in beauty.

Bizler sevginin anlamını keşfetmeli, bir çiçeğin güzellik için­de yaşadığı gibi, sevgiyi yaşamayı öğrenmeliyiz.

The day on which we see the meaning of life and universe, all existence is going to be an enlightened temple. Friendship is the basis of happiness. Nobody can find neither truth nor become happy by ownself. Today, psychologists use dialog and friendship as treatment tools.

Hayatın ve kâinatın mânâsını anladığımız gün, bütün varlık pırıl pırıl aydınlanmış bir mâbet haline gelecektir. Dostluk mutlu­luğun temelidir. Kimse tek başına ne hakikati bulabilir, ne de mutlu olabilir. Bugün psikologlar, diyalog ve dostluğu bir tedavi metodu olarak kullanıyorlar.

Yunus says in one of his poem that “The shallowness of heart does not go away despite all everything existed.” Nothing in this material world can feed the emptiness and endless longing within human. Human is a universe within him. There is a heart world that never exists in other created ones. Maybe the secret of universe is hidden within human being. Great Yunus shows that fact with his poems.

Yunus bir şiirinde, “Bunca varlık var iken, gitmez gönül darlığı” der. Maddî kâinattaki hiçbir şey insanın içindeki büyük boşluğu, sonsuz özlemi doyurmuyor. İnsan kendi içinde bir âlemdir. Onda hiçbir varlıkta olmayan bir gönül âlemi vardır. Kâinatın sırrı, belki de insanoğlunun içinde gizlidir. Koca Yunus şiirleriyle işte bunu ortaya koyuyor.

Existentialistphilosophers take a move from that point. They draw attention to human and inner world of him. Yunus put huge effort throughout his life in his struggling to find what is better, what is more beautiful, what is more gracious, what is unfading colour, new and uncorruptable harmony. And he found eventually.

 Egzistansiyalist filozoflar da aynı fikirden hareket ediyorlar. Dikkatleri insana, insanın iç âlemine çeviriyorlar. Yunus, bütün ömrünü, en iyiyi, en güzeli, en yüceyi, solmayan rengi, pörsümeyen yeniyi ve bozulmayan ahengi arama cehdi içinde geçirdi ve sonunda buldu.

“I found the dearest, let my hive be looted.”

“Ballar balını buldum kovanım yağma olsun”dedi.

Great Yunus says that “Be tolerant aginst created ones because of Creator.” Tolerance is so virtious that without it, we can understand neither ourselves nor others nor we can become happy. On one day, while I was coming by a bus from Etlik ( a strict name in Ankara), two ladies at the last chair were chatting loudly.

Büyük Yunus, “Yaradılanı hoş gör, Yaradan’dan ötürü” diyor. Hoşgörü öyle bir haslettir ki, ona sahip olamadıkça, ne kendimizi, ne başkalarını anlayabilir, ne de mutlu olabiliriz. Bir gün, Etlik’ten otobüsle geliyordum. Arka sırada oturan iki hanım, yüksek sesle aralarında konuşuyorlardı.

One said other she would not speak to someone. To her friend’s question on its reason, the lady said she saw that person’s misconduct. This speech kept me thinking about throughout weeks. I said that it was the primary reason of peacelessness, unhappiness and brawls. Because lots of us do not know human reality and do not recognize the being called human.

Biri öbürüne, artık fa­lanca ile konuşmayacağım dedi. Arkadaşı sebebini sorduğunda, bugün onun bir kusurunu gördüm, dedi. Bu söz beni haftalarca düşündürdü. İşte dedim, birçok huzursuzlukların, mutsuzlukla­rın, çekişmelerin kaynağı buradan başlıyor. Çünkü çoğumuz insan gerçeğini bilmiyoruz. İnsan denilen varlığı tanımıyoruz.

The main reason of torments we do against us and others is because of unknowing of human. Nobody is impeccable, ideal and complete and can’t be. It is useless even to dream in this era such a dream in society.  if we can look at at human and our environment with due tolerance, we can see the values, beauties and merits. And so, we can feel love and respect bout them. By doing so, the voice of magnificent symphony starts to come to our ear.

Kendimize ve başkalarına yaptığımız ezâların asıl sebebi, in­sanı tanımayıştan doğuyor. Hayatta hiçbir insan kusursuz, ideal, mükemmel değildir, olamaz da. Bu çağda, böyle bir toplumda bunu hayal etmek bile abesle iştigâldir. Ancak hoşgörü ile çev­remize ve insanlara baktığımız takdirde, onlardaki değerleri, gü­zellikleri ve meziyetleri görebiliriz. Ve böylece onlara sevgi ve saygı duyabiliriz. Ve böylece adına hayat dediğimiz, o muhte­şem senfoninin sesleri kulağımıza gelmeye başlar.

We live in a beautiful, very much beautiful, incredibly beautiful world. Our environment is full of beauties of human, art and nature. Lots of craftsman are waving hands to us to say “read, see and hear us”, to say that be aware of your existence. After we start to come in contact with the universe of beauty, light, happiness and harmony comes to our life.

Güzel, çok güzel, inanılmayacak kadar güzel bir dünyada yaşıyoruz. Çevremiz, insan güzellikleri, san’at ve tabiat güzel­likleri ile dopdolu. Nice san’at eserleri, bize el sallıyorlar, bizi okuyun, görün, işitin diye. Varoluşunuzun bilincine varın diye. Ancak güzellik âlemi ile temasa gelmeye başladıktan sonra hayatımıza renk, ışık, mutluluk ve âhenk gelir.

The beauties of art and nature bring us closer to us and make us friend of us. They fill our inside with warmness and fire of idea and beauty. Unsatisfied tastes surround all our identity and we want to shout as “If I do not say that I love, the burden of it stifles me.”

San’at ve doğa güzellikleri, bizi bize yaklaştırır. Bizi bize dost eder. İçimiz dü­şüncenin ve güzelliğin sıcaklığı, ateşi ile dolar. Doyumsuz zevk­ler, bütün benliğimizi kuşatır ve Yunus gibi aşkla, mutlulukla, heyecanla, “Sevdiğimi demez isem, sevgi derdi boğar beni” diye haykırmak isteriz.

So, then, we say “human lives in world as long as he loves human” and we reach the zenith of loving and being loved. And with this spiritual condition, we say like Yunus “I have not come for a struggle, my business is loving, the home of friend is hearts, I have come to build hearts.”

İşte o zaman, “İnsan âlemde insanları sevdiği müddetçe yaşar” der, sevmenin, sevilmenin doruğuna varırız. Ve o ruh hali içinde, Büyük Yunus gibi, “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi işi, dostun evi gönüllerdir, gönül­ler yapmağa geldim” deriz.

There is a love covering heart warmly within human as well as the sun enlightening and heating universe. And love is the essence of human and universe.

Kâinatı nasıl ısıtan, ışıtan, aydınlatan bir güneş varsa, insa­nın içinde de, yüreği sımsıcak kavrayan bir sevgi vardır ve sevgi insanın ve kâinatın özüdür.

Love is everything. We, people of this era which are deprived of love and distressed ones… Why do we deprive us of love from each other?

Sevgi her şeydir. Bizler, bu çağın sevgi yoksunu, bunalımlı insanları, neden esirgiyoruz sevgiyi birbirimizden...

There is a concept as “to be one with everyone” in Yunus’ s poem. To try to understand by reaching each person’s heart, to become friend with them by showing love and respect. Here is the formula to save our era; love, again love, again love …

Yunus Emre’de, “Her biriyle bile olmak” diye bir kavram vardır. Her insanın iç dünyasına girerek onu anla­maya çalışmak, ona sevgi ve saygı göstererek onunla dost ol­mak. İşte çağımızı kurtaracak formül, sevgi yine sevgi, yine sevgi...

Love at everywhere and everytime. Love for everybody and everything. Mawlana says that “Copper turns into gold because of love.” Yunus says “If I don’t say that I love, the burden of love stifles me.” Let’s not forget that this world is not a place of resentment, but a place of endurance. And victory is of patients.

Her zaman ve her yerde sevgi, herkese ve her şeye kar­şı sevgi. Mevlânâ, “Sevgiden bakır altınlaşır” diyor. Yunus, “Sevdiğimi demez isem, sevgi derdi boğar beni” diyor. Unut­mayalım ki, bu dünya darılma pazarı değil, dayanma pazarıdır ve zafer sabredenlerindir.

We are in an endless change. The all splendour of life and existence, their colour, light, music and wonderfuls are displayed before us. Universe exists every moment.

Sonsuz bir değişimin içindeyiz. Yaşamın ve varoluşun bütün cıvıltısı, rengi, ışığı, müziği, harikulâdelikleri önümüzde sergile­niyor. Her an kâinat yeniden varoluyor.

What a wonderful event to be able to hear the madness poem in existence, to assimilate and set our life up to it. Then, human becomes happy, peaceful and helpful to others.

Varoluştaki o çıldırtıcı şiiriyeti duyabilmek, özümleyebilmek ve hayatımızı ona göre kurabilmek ne muhteşem bir olaydır. İşte o zaman insan mesut, bahtiyar ve diğer insanlar için faydalı olur.

We become in the sense of thankfulness for Almighty who provides us unique life symphony. The senses of patience, thankfulness and humbleness are golden keys of universe opening the doors of peace, happiness and success.

Bu eşsiz hayat sen­fonisini bize sunan yüce yaratanımıza karşı her an şükür duy­gusu içinde oluruz. Sabır, şükür, edep ve tevâzu duyguları bize huzurun, mutluluğun, başarının kapılarını açan, kâinatın altın anahtarlarıdır.

I like to end up my words with Yunus’s magnificent line that I repeat everyday:

Sözümü Yunus’un bir gün bile dilimden düşürmediğim, bir dua kadar güzel, o muhteşem mısraı ile bitiriyorum.

“Let’s love, be loved/ this world will not be left to anyone.”

“Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz”.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !