We, The Lonely Humans of 21'th Century

 

Bizler, 21. Yüzyılın Yalnız İnsanları

 

We live in a so-called civilation that is in limbo. Artificial success, grandeur, delicate machines, computers, daily discoveries in science world…Outstanding labs and factories… All of those are good, nice and extraordinary. But there is something missed. HUMAN… We forget this.

Çıkmazda olan, sözüm ona bir uygarlık içinde yaşıyoruz. Zâhiri başarılar, ihtişam, sonsuz incelikteki makineler, bilgisa­yarlar, hemen her gün bilim âlemindeki yeni bir keşif, buluş... Gözler kamaştıran laboratuarlar, fabrikalar... Bunların hepsi iyi, güzel, fevkalâde. Ama unutulan bir husus var. İNSAN... Biz asıl onu unutuyoruz.

We have a dizzying head because of those artificial successess. We miss one point: What for are all these big and magnificient works done and for whom? We are not able to say that “I wish I could ask who I am and what this situation is”. We loose ourselves against the flood coming over us wave by wave from each side… We are not able to say who I am, what I am, where I come from and why I live. 

 İşte zâhiri başarılarla gözümüz öyle dönmüş ki... Bütün bu büyük, görkemli işlerin ne için, kimin için yapıl­dığını gözden kaçırıyoruz. “Soruversem ben neyim ve bu hâl neyin nesi” diyemiyoruz. Dört bir yandan dalga dalga üstümü­ze üstümüze gelen sel karşısında bırakıveriyoruz kendimizi... Kimim? Neyim? Nereden geldim? Niçin yaşıyorum, diyemiyo­ruz.

We can not ask ourselves the question of what is the objective of life and what it should be. We are losing ourselves under the narcotizing, devastating and ruining effects that wipes out our personality, value of family and humanity. These effects come from every direction. “Mirrors! Please say me who I am…” The issue to be gained or lost at the end of all these questions is the meaning and objective of existence.

Varoluşumun amacı nedir? Ne olmalı diye soramıyoruz kendimize. Dört bir yandan üstümüze üstümüze gelen çeşitli tahrip edici, uyuşturucu, edep ve haya duygularımızı yok edici, benliğimizi, aile duygumuzu, insanlığımızı çiğneyici etkilerin al­tında kendi kendimizi kaybediyoruz. “Aynalar söyleyin bana ben kimim?...” Bütün bu soruların sonunda kazanılacak ya da kaybedilecek olan husus, hayatın, varoluşun anlamı ve amacı­dır.

We will have deceived ourselves by making efforts to be happy and peaceful unless we find a sound, clean and realistic solution according to objective of life to it. And people who fill their mind and heart with  dreams of  dollars, pounds and mercedes will live in a life-long frustration by trying to seem happy and peaceful.

Ve buna, yaradılışın amacına göre sağlam, temiz ve ger­çekçi bir çözüm yolu gösteremeyeceğimiz sürece boş yere mutlu ve huzurlu olmak için gayret gösterip kendi kendimizi kan­dırmış olacağız ve kafalarını, kalplerini, markın, sterlinin, dola­rın, mercedesin hayalleri ve rüyaları ile dolduranlar, boşu boşu­na memnun ve mesut görünmeye çalışarak ömür boyu hüsran içinde yaşayacaklar.

What pity this age’s people. Because they produce their own caos. Light is single. But darkness and caos are very much. There are darkness and caos as many as human number. And today’s humans that is proud of their knowledge, possession, title and chair do not know that “Hearts find peace, calmness and happiness only by being with Allah and remembering Him”. Although Allah is more closer to us than our jugular vein, we find lots of pretexts to be away from Him…

Ne yazık bu yüzyılın insanlarına ki, kendi kaosunu kendi yaratıyor. Işık tektir. Karanlık ve kaos çoktur. İn­san adedince karanlık ve kaos vardır. Ve ilmiyle, malıyla, mül­küyle, rütbesiyle, makamıyla mağrur günümüz insanları bilmi­yorlar ki, “kalpler yalnız Allah’la beraber olmakla, Allah’ı anmakla huzur, sükûn ve mutluluk” bulurlar. O bize şah damarımızdan daha yakınken, biz O’ndan uzaklaşmak için ne bahaneler buluyor, neler icât etmiyoruz ki...

However, worshipping is human’s visit to his own soul. “Allah is always on new thing..” Surely know that “There is not any fear for the lovers of Allah. They will not be dejected.”

Oysa ibâdet, insa­nın kendi ruhunu ziyaretidir. “O, her an yeni bir şe’ndedir...” Şunu iyice bilin ki, muhakkak, “Allah’ın dostları için, hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olmazlar”.

Today’s psychology and philosophy say that we give meaning to external world up to our feeling and ideas. If we see the universe dark and bad, we should find its reason in us. One Allah-lover says that “Do not look for, all things wished are in you.” Do not look for them outside. As there left nothing at the outside, you were existed.

Bugünkü psikoloji ve felsefe, dış dünyayı bizim kendi duygu ve düşüncemize göre tefsir ettiğimizi ortaya koyuyor. Eğer evre­ni kötü ve karanlık görüyorsak, bunun nedenlerini daha çok kendimizde aramalıyız. Bir gönül dostu, “kapı kapı dolaşma, muratlar sendedir” diyor. Hariçte arama, dışarda bir şey kalmadı da sen var oldun.

Believing is a supreme and great tree in human…The expected thing from creation is perception. What human does not know today is self-being. What makes human as human is again human.

Ulu ve yüce bir ağaçtır inanç insan­da... Hilkatten murat idraktir. Bugün insanın en bilmediği şey, kendisidir. İnsanı insan yapan yine insandır.

 

 Try to decorate your inner world, not outside of you. If human is filled with light, he can’t be discerned. As long as human shifts towards being the slave of materialism, he falls away from himself and big unity. Falcons fly alone, crows in flock. Try to solve the wisdom behind it. The eye of human sees as much as his mind. Body is a temple. There is One that is closer to you than you within it. Each human carries in himself the secrets of humanity and universe. Self-analysing takes human to depth of facts.

Dışını değil, içini süslemeye çalış. İnsanoğlu ışıkla dolunca ışıktan farkedilmez. İnsan, maddenin ve eşyanın kölesi olmaya doğru gittikçe ken­dinden ve büyük bütünden uzaklaşmış oluyor. Kartallar yalnız uçar, kargalar sürü halinde, bundaki hikmeti çözmeye çalışın. İnsanın gözü aklı kadar görür. Vücut bir mâbettir. İçinde, sana senden yakın olan vardır. Her insan, kendisinde bütün insanlık ve evrenin sırlarını taşır. Kendi kendini tahlil insanı derin ger­çeklere götürür.

People we called as polite and tolerant  are those placing love, respect  and tolerance in their inner world and practicing  them every moment. They embrace all universe with universal love.

İnce, zarif ve olgun dediğimiz kimseler iç dünyalarına sev­giyi, saygıyı, hoşgörüyü yerleştiren, onları günlük hayatlarına geçirip, her an ve her vesileyle uygulayanlardır. Onlar bütün cihânı, evrensel bir sevgiyle kucaklayanlardır.

Beauty is the golden key of universe. People who never  place the beauty in their inner world can not open the key of hearts. The issue is to soften the hearts with love. Yunus asks in one of his poem: “What comes out of a callous heart? What Yunus likes is water and rose. Sweetness, beauty and softness take humans to the real and Allah faster and easier than hardness and callousness. In Qur’an, Allah orders Prophet Mose (PBUH) be soft and nice to Pharaoh while inviting him to Rightness.

Güzellik kâinatın altın anahtarıdır. İç dünyalarında güzelliğe yer vermeyenler, is­teseler de gönüllerin kilidini açamazlar. Önemli olan sevgi ile kalpleri yumuşatmaktır. Yunus bir şiirinde “Taş gönülden ne biter” diye sorar. Yunus’un sevdiği su ve güldür, yumuşaklık ve tatlılık, güzellik insanları gerçeğe ve Allah’a, sertlik ve katılıktan daha kolay, daha çabuk götürür. Kur’an’da Allah, Hz. Musa’yı, Firavun’u Hak’ka davetle görevlendirirken “Yumuşak ve tatlı söyle” buyurur.

A beauty is hidden under each material and created one that seem like bad and ugly. We must try to see it. Love is the biggest value. A shanty full of love is more valuable than a palace that is away from love. Mevlana says that “Copper becomes golden because of love.”

Her fena ve çirkin gibi görünen eşya ve yaratığın altında bir güzellik gizlidir. Onu görmeye gayret etmelidir. Sevgi en büyük kıymettir. Sevgiyle dolan bir gecekondu, sevgiden uzak bir sa­raydan daha değerlidir. Mevlânâ, “Sevgiden bakır altınlaşır” der.

The poorest and most miserable people are those who live far away from love and never feel love in their heart. The things that illuminate darknes and make human face filled with divine light (nur) are love, friendship, and the sense of brotherhood. There is no bad and ugly human in life. But, there are people who can not find any ground to bring their own beauties out. To know self-being, to recognize it and to adjust life up to the objective of creation and existence are the biggest virtues. Allah is sufficient for His slave. Let’s not forget that one can reach the secrets of universe and human only through the love and excitement of understanding and thinking continiously, deeply and systematically.

En fakir, en zavallı insanlar, sevgiden uzak yaşayanlardır, sevgiyi kalplerinde duymayanlardır. Karanlıkları aydınlatan, in­sanların yüzünü nurlandıran, sevgidir, dostluktur, kardeşlik duy­gusudur. Hayatta fena ve çirkin insan yoktur. Kendisindeki yü­celiği, güzelliği ortaya çıkaramayan insan vardır. Kendini bilmek, tanımak, yaradılışın ve varoluşun amacına göre hayatını düze­ne koymak, en büyük erdemdir. Allah kuluna kâfidir. Unutma­yalım ki, kâinatın ve insanın sırlarına ancak sürekli, derin, sis­temli bir düşünme ve anlama aşkı ve heyecanı ile ulaşılabilir.

For human, the thing that  makes him happy is to be able to set a harmony, a beauty and an order in his inner world. The truth human looks for is placed within human.

İnsanı mutlu eden, kendi iç âleminde bir düzen, bir güzellik, bir âhenk kurabilmesidir. İnsanoğlunun aradığı gerçek kendi içinde­dir.

One day, Sultan Rabia assidiously looked for something in the garden. Some asked her the reason. She said that she lost her needle and was not able to find. One asked where she lost her needle. She said she dropped it while sewing at home. Again one asked how she could look for a needle dropped at home in a garden. Having heard that, she asked why this astonishment was for and if they did not look for the happiness lost in their inner world at the outside?

Rabia Sultan, bir gün bahçede harıl harıl bir şeyler arıyor­muş; sormuşlar, iğnemi kaybettim, bulamıyorum demiş. Birisi, Ya Rabia iğneni nerde kaybettin deyince, evde dikiş dikiyordum, düşürdüm, demiş. İlâhi Sultan, hiç evde düşürülen iğne bah­çede aranır mı diye sorulunca, neden şaşırdınız, demiş, siz de kalbinizde, iç dünyanızda kaybettiğiniz mutluluğu dışta, dış âlemde aramıyor musunuz?

To finding self-being and to be one and together with all universe…Here is the summary of existence and life…Then we say that “Yunus gives a news, those who hear it become happy.” We experience incredible excitement of existence and say that “Let’s love and be beloved. This world will not be left to anyone.”

Kendi özünü bulmak ve bütün varlıkla, kâinatla bir ve bera­ber olmak... İşte varoluşun, yaşamanın özeti... İşte o zaman “Yunus bir haber verir, işitenler şâdolur” deriz. Varolmanın çılgın heyecanını yaşar, “Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz” deriz.

Then, we say that “I sense a world whose root is an ivy in me, A blue, dark blue light, I swim in the mid of it”. Again then we say that “If I do not say that I love, the burden of love stifles me…” The real decency for a heart is quietness.

O zaman “Kökü bende bir sarmaşık, olmuş dünya sezmekteyim, mavi, masmavi bir ışık, ortasında yüzmekteyim...” deriz. O zaman, “Sevdiğimi demez isem, sevgi derdi boğar beni...” deriz. Kalbin edebi sükûttur.

The heart of those with downward eyes hightens to sky. For human, the hardest friendship to gain is to become friend of himself. And we can be saved only by ourselves. Great Yunus says that “Find in you, what I found in me”. Without lights, eyes can not notice material. Happiness is to find a poem in life and live  it. Human being  advances with love. To be a human is an art. Hardship is a grater cutting our excess. The matter is to be able to rediscover our self-being and others every moment. Yunus says that “We born fresh every moment, who can get bored of us”.

Gözü yerde olanın gönlü âsumana çıkar. Elde edilmesi en güç dostluk, insanın kendi kendisiyle dost olmasıdır. Ve kendimizi yalnız kendimiz kurtarabiliriz. Büyük Yunus, “Bir siz dahi sizde bulun, benim bende bulduğumu” der. Işık olmadan gözler eşyayı seçemez, mutluluk, aslında yaşamda bir şiir bulmak ve o şiiri yaşamak demektir. İnsanoğlu aşkla yükselir. İnsan olmak bir san’attır. lstırap bir rendedir, fazlalıklarımızı alır. Önemli olan, kendimizi ve başkalarını her an yeniden keşfedebilmektir. Yu­nus, “Her dem taze doğarız, bizden kim usanası” der.

The miserable and empty life human experiences against endless beauty and generosity of it is rather trembling. What pity those who live far away from love, friendship, kindness and beauty. Wise man does not complain. Spritual perfection begins by being away from climate of complaint.

Hayatın sonsuz güzelliği ve cömertliği karşısında, insan­oğlunun yaşadığı boş ve sefil hayat ürperticidir. Sevgiden, dost­luktan, incelikten ve güzelliklerden uzak yaşayanlar ne kadar zavallıdırlar. Ârif olan şikâyet etmez. Ruhî tekâmül şikâyet ikli­minden uzaklaşmakla başlar.

Things like daily life’s rush, chat, television, newspaper, gossip, games, wine and cigarette make us forget the secret of existence. True art, beauty of nature and art  help us face up main resources. It is heart where Allah meets people. The reason of existence is love. Creator is reached through love. The reason and the objective of coming to that world  is love. The way to get love goes through the human heart. We all came from Him and will turn back to Him.

Günlük hayat, koşuşturmalar, ge­vezelik, televizyon, gazete, dedikodu, oyunlar, içki ve sigara bi­ze varlık muammasını unutturuyor. Gerçek san’at, doğanın ve san’atın güzellikleri, bizi yeniden, asıl kaynaklarla karşı karşıya getiriyor. Allah’ın insanla buluşma yeri kalptedir. Varlığın sebebi sevgidir. Varedene sevgi ile ulaşılır. Dünyaya gelişin sebebi ve amacı sevgidir. Sevgiye ulaşmanın yolu da insan gönlünden ge­çer. Hepimiz O’ndan geldik, O’na gidiyoruz.

 

What exists is Allah. There is nothing apart from Him. If our inner world is filled with grudge and hatred, if we can not rid us from the servitude of material, there is no way to be happy and peaceful. Unless we are of self-being, life can not be ours.  The main reason of our depression is that human can not be himself. People who falls away from his own personality and alienates against himself can not absolutely find peace. The magnificent and the greatest journey in human life is the journey bywhich human makes from himself to himself.

Varolan Hak’tır. Gayrısı yoktur. İçimiz kin ve nefretle doluysa, eşyanın esare­tinden kurtulamamışsak, mutlu ve huzurlu olmamıza imkân yoktur. Biz kendimizin olmadan, hayat bizim olamaz. Sıkıntı ve bunalımlarımızın asıl sebebi, insanın kendi kendisi olamama­sıdır. Kendi aslından, özünden uzaklaşan, kendi kendine ya­bancılaşan insan, kesinlikle huzur bulamayacaktır. Hayattaki en büyük, en muhteşem yolculuk, insanın kendinden kendine yap­tığı yolculuktur.

That human comes face to face with himself is true enlightenment. True talk, heart-felt talk, is a conversation preparing such an enviroment and bringing the hidden beauties to the daylight. Please, you find an adjective (if available) to those who come before society with a pile of papers in their hand  and let their lips speak instead of their hearts.

Gerçek aydınlanma insanın kendi kendisiyle yüz yüze gelmesidir. Gerçek sohbet, gönül sohbeti, işte bu ortamı hazırlayan, bu imkânı ortaya çıkaran, insanın içindeki gizli gü­zellikleri gün ışığına çıkaran sohbettir. Ellerinde bir tomar kağıtla sözüm ona gönül sohbetine çıkanlar, gönülleri yerine dudak­larını konuşturanlar için, ne sıfat kullanılacaksa, onu da siz bu­lun lütfen.

The biggest palace of universe is a heart that is full of love. Human lives in universe as long as he loves human. Let’s know well that the things we give with an open heart come back us at the end. What we reap is what we sow. It is not the business of Allah-lover to remain fixed on created things, but to reach to the Creator. Speaking too much, chatting and saying trivial things to waste time thwart internal conquest and impede evolution. It decreases its effect power extremely. Ozdemir Asaf says in one of his famous poem that “I’ll call you when I manage to  give thousand meanings to one word.” Those who stick to quieteness is saved. Salvation depends on controlling our words. If word is silver, quieteness is golden. If we’ll say something better than remaining quiet, if we’ll say good and beautiful things, then we must open our mouth, otherwise to live the poetic side of quietness is better also.

Kâinatın en büyük sarayı, içi sevgi ile dolu kalptir. İnsan âlemde insanları sevdiği müddetçe yaşar. İyi bilelim ki, açık kalple verdiklerimiz, sonunda bize döner, insan ektiğini bi­çer, gönül erinin işi mahlûkta kalmak değil, Halika varmaktır. Çok konuşmak, gevezelik etmek, sırf zaman öldürmek için ma­layâni konuşmak, içten fethi engeller. Tekâmüle engel olur. Etki gücünü son derece azaltır. Özdemir Asaf, bir şiirinde “bir keli­meye bin anlam yüklediğim zaman, sana sesleneceğim” der. Sükûta sarılan kurtulur. Kurtuluş, diline sahip olmaya bağ­lıdır. Söz gümüşse, sükût altındır. Sükûttan daha güzel şeyler söyleyeceksek, hayır ve güzelliği konuşacaksak ağzımızı açma­lıyız; yoksa sükûtun şiiriyetini yaşamak da çok güzeldir.

We miss lots of beautiful sides of life without seeing. The world is so full of beatiful things that we should shy of us if any ugliness draws our eyes’ attention sometimes.

 Hayatın birçok güzelliklerini görmeden geçiyoruz. Dünya, öylesine gü­zelliklerle dolu ki, arada sırada herhangi bir çirkinlik gözümüze batacak olsa, kendi kendimizden utanmalıyız.

As love embracing existence can not find anything outside himself, it can not complain. To complain continuously, to see life dark and ugly always, to mention about negative things all the time, to radiate darkness around are all outcomes of insufficiency and egoism and of being slave to the own self. Who do we complain about and to whom do we complain?  Complaint and pessimism are not in line with divine love, love for Muhammad (PBUH). Let’s know that both complaint and pessimism are screams of unthankfulness, impatience and self. I wish we could live each day as if it is our last day…

Varlığı kucaklayan aşk, kendi dışında bir şey bulamaz ki, şikâyetçi olsun. Şikâyet etmek, hayatı hep karanlık ve çirkin gör­mek, hep olumsuzluklardan bahsetmek, çevreye hep karanlık­ları yaymak, yetersizlik ve bencilliğin, nefsaniyete köle olmanın ürünüdür. Kimi kime şikâyet ediyoruz? Şikâyet ve bedbinlik ilâhi aşkla, Muhammedî sevgi ile bağdaşmaz. Şikâyet ve karamsar­lık unutmayalım ki şükürsüzlüğün, sabırsızlığın, nefsin çığlığıdır. Ne olur, her günü sanki son günümüzmüş gibi yaşayabilsek...

I wish we knew that there is no bad and ugly man in life, there exist just those who can’t find a way to bring inner beauty and goodness out …If we remembered everything granted by Allah every moment and thanked Him by opening our heart, we would become powerful enough to resist, endure and fight against evil. Mevlana says that “Brother! You are of feeling and thinking..What is left is just meat and bone.” The essence of worshipping is melting of self,ego. Human that is inclined to embrace eternality is a supreme place.

Hayatta kötü ve çirkin insan olmadığını, sadece, çeşitli neden­lerle içindeki iyilikleri ve güzellikleri ortaya çıkaramamış insan­ların varolduğunu bir bilebilsek... Kalplerimizi açıp, Allah’ın bize her gün bahşettiği iyilikleri hatırlayabilsek, şükredebilsek; dire­nebilmek, dayanabilmek, kötülüklerle mücadele edebilmek için kâfi derecede kuvvet sahibi olurduk. “Ey kardeş, sen yalnız duyuş ve düşünüşten ibaretsin... Geri kalan ise sadece et ve kemiktir” diyor Mevlânâ... İbâdetin özü nefsin erimesidir. İnsan sonsuzluğu kucaklamak istidadında bir yüce mekândır.

Human must be aware of his own greatness and shouldn’t spoil himself in selfishness. Human being is like a coy bird. If it ties its wings with the stones of grudge and egoismi it can not fly and get high limits. What makes human as human is again human.

İnsan kendi kendinin büyüklüğünün farkında olmalı, nefsaniyet yolunda kendini hırpalayıp, örselememelidir. İnsanoğlu nazlı bir kuş gibidir. Kanatlarına hırsın, egoizmin, nefsaniyetin taşlarını bağlarsa olduğu yerde kalır, yüceliklere varamaz. İnsanı insan yapan yine insandır.

Most of people try to decorate their outside and their all attention is towards outside. But, the important thing is to decorate inner world, to make it clean and purify. In the way of spritual perfection, talk is very important. Sometimes in talks, people can advance very much if it is a heart-felt talk. If a talk, like a diver, is able to delve us into our depth and pull out pearls from our love world, that is heart-felt talk. The rest of it is a pile of word that causes waste of time.

İnsanların çoğu dışını süslemekle uğraşır. Bütün dikkatleri hep dışadır. Önemli olan içi süslemek, güzel­leştirmek, temizlemek ve arıtmaktır. İnsanın mânevî tekâmü­lünde sohbetin yeri çok önemlidir. Bazen bir sohbette insan bü­yük, çok büyük mesafeler kat edebilir. Yalnız o sohbetin gönül sohbeti olması gerektir. Bir sohbet, bir dalgıç gibi, bizi kendi içimize daldırıyorsa; kendi gönül âlemimizden bize inciler çıkar­tıyorsa işte ona gönül sohbeti denir. Gerisi sadece bir laf yığını ve zaman öldürmektir.

Conversation keeping us in contact with One that is closer us than us is called heart-felt talk. Then, people start to see what is going around with no their eyes, but with their  essence. We can’t reach happiness and peace without reaching essence.

Bize bizden yakın olanla bizi temasa ge­tiren sohbete gönül sohbeti denir. O zaman insan etrafında olup bitenleri gözle değil, özle görmeye başlar. Öze, saf olana ulaş­madan gerçek bilgiye, huzura ve mutluluğa varamayız.

If numerous people are suffering from loneliness today and living in depression and trouble, the main reason is their being away from themselves and Allah. Today those wealths and luxury can’t fill the empty  in human soul. But human being will not get happiness and peace at all without being in contact with the existence and getting overall idea and reaching Him. So they’ll struggle in vain.

Bugün nice insanlar yalnızlıktan kıvranıyorsa, bütün imkân­larına rağmen bunalım ve sıkıntı içinde yaşıyorlarsa, en önemli sebep kendilerinden ve Allah’tan uzak oluşlarıdır. Bütün o zen­ginlikler, debdebeler, şaşaalar, lüks, ruhlarındaki boşluğu doldu­ramıyor. Ama insanoğlu, varlıkla doğrudan doğruya temas et­meden, bütüncü görüşe varmadan, O’na ulaşmadan, hiçbir za­man mutluluğu ve huzuru bulamayacak, boş yere çırpınıp du­racaktır.

Spritual world has its own laws as well as physical world Everybodywithout  abiding by those rules, will be disappointed, no matter their conditions are. Each container leaks what it has. It is inevitable for those who can not get in contact with spritual values  to fall in a whirlpool.

Nasıl madde âleminin kanunları varsa, mânâ âleminin de kanunları vardır. Bu kanunlara riayet etmeyen herkes, zâhiri durumu ne olursa olsun, sonunda hüsrana uğrayacaktır. Her kap içinde olanı sızdırır. Kendini aşan mânevî değerlerle ilişki kuramayanlar için, günün birinde bunalıma düşmek kaçınılmaz­dır.

All cells of bodies of those who find true faith fill with love and this love appears in their all speeches and behaviours. Heart of human resembles to a crystal made of light. If filled with light, it can not be discerned. The greatness of one’s believe is seen through his face. We, all, are in new situations all the time. We are in new examinations all the time. That world is not a market to get angry, it is the market of endurance. Unthankfulness causes things granted slip away.

Gerçek inancı yakalayan insanın vücudunun bütün hücreleri sevgiyle dolar, bu sevgi onun bütün konuşmalarına, davranışla­rına yansır. İnsan gönlü ışıktan billura benzer. Işıkla dolunca ışıktan farkedilmez. Bir insanın inancının büyüklüğü, yüceliği çehresine yansır. Her an yeni bir hâl içreyiz. Her an yeni bir sınavdayız. Bu dünya darılma pazarı değil, dayanma pazarıdır. Şükretmemek nimetin elden gitmesine sebep olur.

Everything that relieves a clean-hearted man’s conscience  and gives relief to his heart is good deed. Our sins are things that take us away from us scratching, gnawing our inside and falling us away from spritual light and beauty. Real eide (religious feast)  means being able to set a balance between internal and external, soul and body, physical and spritual world and to get at its best.

 Temiz bir insanın vicdanını ferahlandıran, onun kalbine inşirah veren her şey sevaptır. Günahlarımız, bizi bizden uzaklaştıran, içimizi tır­malayan, kemiren, bizi mânevî ışıktan ve güzellikten ayıran şey­lerdir. Hakiki bayram, iç ile dış, ruh ile beden, maddî âlemle mânevî âlem arasındaki dengeyi kurabilmek, o kıvama vara­bilmek demektir.

So then, we will have found the joy of eide. What happiness for those who realise the order of that “Turn back to your God as He is content with you and you are content with Him” and reach this last point of mind, culture and efforts of human…

İşte ancak o zaman bayram neşesini bulmuş oluruz. “O senden razı, sen O’ndan razı olarak, dön Rab­bine” emrini gerçekleştirebilenlere, insan aklının, kültürünün, gayretinin bu en son noktasına ulaşabilenlere ne mutlu...

SABRİ TANDOGAN

HEArT FELT TALKS, Volume I

For your comments: standogan@gonulsohbetleri.net

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !