TO START

 

It was years and years ago. It was a nice summer day. One of the TV managers visited me with a suggestion I never expected. He said he  wanted to make a programme with me. I did not think about such a kind of suggestion up to that time. Even, I never dreamt about. I was confused. I refused…That honorable manager did not accept my answer. He said that he believed I would be succesful and  he knew my personality.He mentioned that whichever bookstores he went, he saw me  there and surely, this experience would deliver a product. He requested me to come and start a programme record.”

Yıllarca önceydi. Güzel bir yaz günüydü. Bir gün, T.V. mü­dürlerinden bir zat, hiç beklemediğim bir teklifle çıkageldi. Sabri Bey dedi, sizinle program yapmak istiyorum. O güne kadar hiç düşünmemiştim böyle bir teklifi. Aklımdan, hayalimden bile geç­memişti. Şaşırdım. İtiraz ettim... Sayın Müdür, kabul etmedi, ha­yır dedi, ben sizin başarılı olacağınıza inanıyorum. Kişilik yapı­nızı tanıyorum. Yıllarca hangi kitapçıya gittiysem, sizi orada gördüm. Bu birikimin elbet bir ürünü olacak. Falanca gün gelin, çekime başlayalım dedi.

First programme was televised and met with huge interest which was above my expectations. To me, I didn’t deserve that amount of interest. Lots of beautiful people encouraged and heartened me by either sending letter, telephoning or visiting me. They insistently asked me for the texts of my speeches. As I was not able to answer them, unfortunately, I felt sorry.. Because, they were spontaneous speeches.

İlk program yayınlandı. Tahminimin üs­tünde, bana sorarsanız hiç de lâyık olmadığım bir ilgiyle karşı­landı. Nice güzel insan, yurdun dört bir tarafından mektupla, telefonla, bizzat gelerek beni teşvik ettiler, yüreklendirdiler. Is­rarla, konuşma metinlerini istiyorlardı. Ben de onlara cevap ve­rememenin ezikliğini yaşıyordum. Çünkü, o konuşmaları irtica­len yapıyordum.

Still, I have the same idea. It can not be a speech by looking at paper. That may be called reading,but not talking. So, it made those who couldn’t get answer to their will of text  worried, even broken. I felt sorry as well. But there was nothing I could do.

Hâlâ aynı düşüncedeyim. Kağıda bakarak soh­bet olmaz. Olursa bile, ona sohbet değil, okuma denir. Böylece metin isteklerine cevap alamayanların içinde üzülenler, hatta kırılanlar oldu. Ben de bu duruma üzülüyordum. Ama elimden bir şey gelmiyordu.

 

 

One day, my beloved and respected friend Dr. Hasan ACAR Beyefendi (Mr. Dr Hasan ACAR), one of the angels of goodness in Ankara,visited me and offered the transfer of my speeches into a book. He believed it would be quite helpful. I replied him in the same way. I said those speeches were spontaneously delivered and  I did not have got any text of them. He asked me to write down for him whatever I remembered. There was nothing I couldn’t do for him. So, the book you read came out of all this experience.

Bir gün, Ankara’nın iyilik meleklerinden, çok sevdiğim, saydı­ğım Aziz Doktor Hasan ACAR Beyefendi geldi, “efendim, dedi. Bu sohbetleri bir kitap haline getirelim. Çok faydalı olacağına inanıyorum”. Aynı cevabı Doktor Beye verdim. O konuşmalar irticalen yapılmıştı. Ne yazık ki, size verebileceğim bir metin yok dedim. Cevaben, “benim için hatırınızda kalanları kaleme alın” dedi. Sevgili Hasan ACAR için yapamayacağım bir şey olamaz­dı. İşte, elinizdeki kitap böyle ortaya çıktı.

Mawlana Jalaluddin Rumi (may God sanctify his holy spirit) says that  a drop of water is beneficial to sea. I, also, wish that this book should be at least a drop of water for those suffering people of our time who are bored and  distressed. If I can help at least to one person who is distressed and bored of troubles, if I can be a pretext in way of enlightenment of what is good, what is beautiful, what is clean and what is almighty in heart, I believe it will be more beneficial for me than everything else under the ground and on the ground.

 

 Mevlâna, bir damla suyun denize faydası vardır der. Ben de bu gönül sohbetleri kitabının, çağımızın, sıkılan, bunalan, ıstırap çeken insanlarına bir yudum su olmasını diliyorum. Sorunlar içinde bunalan, sıkılan bir tek kişiye dahi faydalı olabilir, onun gönlünde iyinin, güzelin, temiz ve yüce olanın ışığının yanma­sına vesile olabilirsem, bunun benim için yerin üstünde ve al­tında olan her şeyden daha faydalı olacağına inanıyorum.

There is no bad or ugly man in life. There is only man who couldn’t find any ground to let his/her inner beauty and mighty come out. Heart-felt talks build such an atmosphere that it lets inherently-available beauty in human nature come out.

Ha­yatta kötü insan, çirkin insan yoktur. İçindeki güzelliklerin, yüce­liklerin ortaya çıkmasına imkân ve ortam bulamamış insan var­dır. Gönül sohbeti, insanın içinde zaten var olan güzellikleri or­taya çıkaran bir ortam hazırlar.

I wish your beauty, your virtues and love may come out in such a way that they mesmerize eyes and hearts with their colours, odours and forms like roses,

I submit a never ending love and respect to you.

Sabri TANDOGAN

 

 

Sizlerin gönüllerinizdeki nice güzelliklerin, erdemlerin, sevgi­lerin yedi veren güller gibi, rengiyle, kokusuyla, biçimiyle gözleri ve gönülleri kamaştıracak şekilde ortaya çıkmasını diliyor,

Selâm, sevgi ve saygıların hiç bitmeyecek olanını sunuyo­rum...

 

Sabri TANDOĞAN

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !