To know and To Implement… Bilmek ve Uygulamak...

There lived a shoemaker in a small district. He was quiet and polite man. Efendim, vaktiyle bir kundura tamircisi yaşarmış küçük bir ilçede. Kendi halinde, sessiz, sâkin, efendi bir insan. However he was alone…He was a beloved and respected man by people. People with troubles used to come him and he would help them at his best. Briefly, whoever used to go him would turn with a remedy. One day, town crier shouts that “ On that day, the greatest hadith scholar will deliver a lesson after afternoon prayer at that mosque.” On that day, everybody expects the scholar start his speech. Suddenly our shoemaker raises up and walks to the door quietly and goes out. Everybody is fully amazed of him. They can’t give any meaning to him. They think it is not meaningful in such a day in which very intelligent scholar come to deliver lesson. Yalnız, kimsesi yok... Çevresinde çok seviliyor, sayılıyor... Derdi olan ona gidiyor. Sıkıntısı olan ona koşuyor. Elinden geldiği kadar o insanlara yardımcı oluyor. Velhâsıl ona giden, dert verip, der¬man alıyor. Bir gün münadiler ilçeyi dolaşıp haber verirler. Fi¬lanca gün, ülkenin en büyük hadis bilgini filanca câmide ikindi namazından sonra ders verecek diye. Beklenen gün gelir. Na¬mazdan sonra herkes heyecan içinde hadis bilgininin söze baş¬lamasını bekliyordur. Birden bizim kundura tamircisi ayağa kal¬kar. Sükûnetle kapıya doğru yürür, çıkar gider. Herkes hayret içindedir. Bir türlü anlam veremezler. Böyle büyük bir bilgin gel¬sin de, sen dinleme, olacak iş mi bu? Everybody speaks individually. At last, one of them says “My friends, we benefit from that man, he is a good man and that’s why let’s leave these trivial talks. Let’s some of us visit him to understand sensitive issue we may not know. We shouldn’t be biased. The truth is not found by assumption.” They agree on and some of them visits shoemaker after lesson. Her kafadan bir ses çık¬maktadır. Nihayet cemaatten biri, arkadaşlar der, biz bu zatın hemen hepimiz pek çok iyiliklerini gördük; gelin, bu boş ko¬nuşmaları bırakalım. İçimizden bir grup arkadaş, dersten sonra gitsin, kendisiyle konuşsun. Belki bilmediğimiz bir incelik vardır. Önyargılı olmayalım. Zan ile yakîyn hasıl olmaz, der. Kabul ederler. Ders bittikten sonra birkaç kişi, kundura tamircisini ziya¬rete giderler. They ask the reason. He breathes deeply and keeps thinking. At last he says that “It was ten years ago. Once more an hadith scholar paid a visit here and again they proclaimed his visit. I went, listened and took notes from his speech. At the end of lecture he said he would make them write ten hadiths and they would implement those in their daily life. Sebebini sorarlar. Derin bir iç geçirir. Biraz düşün¬ceye dalar ve ah efendim, der. Hiç sormayın. Bundan on yıl önceydi, yine büyük bir hadis bilgini memleketimize geldi. Yine münadiler ilân ettiler. Merakla, heyecanla koştum, dinledim, not aldım. Dersin sonunda, o büyük bilgin, arkadaşlar dedi, size on hadis yazdıracağım. Sizler en kısa zamanda bu hadisleri günlük hayatınızda yaşayıp, uygulayacaksınız. I entrusted them to you. Again our shoemaker takes a deep breath saying that “now, how don’t I become regretful as I couldn’t live those despite all my efforts to put them into practice since ten years? Forgive me please. I have no any face again to come before him in order to learn new hadiths. Size emânet bırakıyo¬rum. Sonra bizim kundura tamircisi yine bir göğüs geçirir ve “ah efendim, ben nasıl yanmayım. O kadar gayret ettiğim halde, yine de aradan on yıl geçti, o hadisleri istediğim gibi yaşaya¬madım. Beni bağışlayın. Şimdi hangi yüzle sayın bilginin karşı¬sına geçip, ondan yeni hadisler öğrenmek isteyebilirim? Yes, more than thirty years have gone since I read that anecdote. I couldn’t forget. And continuously I thought about. It seems quite meaningful to me. All of us should think and talk about this issue. Because of computers, new situations emerge today. Information banks are established. You can be a member of information bank with a normal fee. You get information as much as you want and whenever you want. What an incredible information… Efendim, bu anektodu okuyalı aradan otuz yıldan fazla bir zaman geçti. Unutamadım. Ve sürekli üzerinde düşündüm. Ba¬na son derece anlamlı geliyor. Hepimizin bu konu üzerinde dü¬şünmemiz, sohbet etmemiz gerekiyor. Günümüzde, özellikle son yıllarda bilgisayarların yaşantımıza girmesiyle yepyeni du¬rumlar ortaya çıktı. Bilgi bankaları kuruldu. Normal bir ücret kar¬şılığında, bir bilgi bankasına üye oluyorsunuz. İstediğiniz za¬man, istediğiniz kadar bilgi önünüze anında seriliyor. Hem de ne bilgi... The subjects that seem as most unimportant are presented to you in a more detailed way. Encyclopedias can be found easily. Even some newspapers give encyclopedias as promotion to increase their sells. And knowledge competitions everywhere…A passion of knowledge covers us day to day. Is it bad? Of course not…It is very good but with one condition: Let’s not forget that knowledge is not a goal but a tool. Whenever goals and tools are replaced, something loses its meaning and beauties. Let me transfer one hadith of our Prophet; “I seek refuge in you from useless knowledge.” Especially we see in competitions; lots of rubbish details on behalf of knowledge… En önemsiz gibi görünen konular, en ince nüanslarına kadar oya gibi işlenmiş, size sunuluyor. Ansiklopediler artık iş¬portaya düştü. Bazı gazeteler bile satışlarını artırmak için, pro¬mosyon olarak ansiklopedi veriyorlar. Ve her tarafta bilgi yarış¬maları... Bir bilgi tutkusu ki günden güne bizleri sarıyor, sarma¬lıyor. Kötü mü, hayır, ne münasebet... Çok iyi ama bir şartla. Unutmayalım ki, bilgi gaye değil, vâsıtadır. Hayatta ne zaman amaçlarla araçlar yer değiştirirlerse, bir şeyler anlamını yitiriyor, güzelliğini kaybediyor. Burada müsaadenizle, Resûlullah Efen¬dimizin bir hadisini nakletmek isterim. Meâlen “İşe yaramayan, lüzumsuz, fuzuli bilgiden sana sığınırım Ya Rabbi” buyuru¬yorlar. Özellikle yarışmalarda görüyoruz. Bilgi adı altında, işe yaramayan, saçma sapan bir sürü teferruat... ayrıntı. Do those details still remain important when I do not know what attitude to take against a problem, how to walk on life way and if I become confused while facing difficulities and losing direction of my compass. Peki, ben hayat yolunda nasıl yürüyeceğimi, bir müşkül, bir sıkıntı, bir so¬run karşısında nasıl bir tavır takınılacağını bilmiyorsam, güçlük¬ler üst üste gelince allak bullak oluyor, pusulayı şaşırıyorsam, o zaman ne kıymeti kalır o ince ayrıntıların. Yes, knowledge is good if it is useful knowledge finding a place in life. A knowledge showing me light, beauty, right and what is justice. A knowldedge making me happy, peaceful and succesfull in both this and next world. Otherwise I think that it is going to be betraying against life and human to deliver such training and turn our head into a place where useless knowledge is stored. And nobody has such a right to do so. Evet, bilgi güzel, amenna ama, işe yarar bilgi, hayatta yeri olan bilgi. Bana ışığı, güzeli, doğruyu, hak olanı, haktan yana olanı gösterecek bilgi. Beni dünyada da, ahirette de mutlu edecek, huzurlu edecek, başarılı yapacak bilgi. Yoksa benim kafamı, ipe sapa gelmez, işe yaramaz bilgilerin depo edildiği bir ambar haline getirmek, böyle bir eğitimi vermek, sanırım hayata da, insana da, eğitime de ihanettir. Ve buna hiç kimsenin hakkı yoktur. Knowledge taking me from pluralism to oneness, from caos to cosmos, from density to loveliness has got a depth and beauty. The challenge is to be able to set an order within that complexity, to find harmony, to live beauty and to make it live. Beni çokluktan tekliğe, kaostan kosmos’a, kesafetten letafete götüren bilginin bir anlamı, bir derinliği, bir güzelliği vardır. İş, bu karmakarışıklık içinde düzeni kurabilmek, uyumu bulabilmek, güzelliği yaşa¬yabilmek ve yaşatabilmektir. Gerisi lâftan, kuru gürültüden iba¬rettir. One of our mistake is that we come up with the idea as such we say immediately that we know when reading, hearing or researching a bit. Bir önemli hatamız da, bir şey okuyunca, işitince, biraz araş¬tırma yapınca hemen, efendim, ben onu biliyorum, bunu biliyo¬rum diye ortaya çıkmamız oluyor. Yes, there might be some knowledge scraps like knowledge in computer in one corner of our head. Does it mean knowledge? Does it cover “knowing”? Can we call it as knowledge if we do not implement and live what we know in daily life and work life? Can we say that we know? Evet, bilgisayardaki bilgi gibi, bizim de kafamızın bir köşe¬sinde bazı bilgi kırıntıları olabilir. Ama bu bilmek midir? Bilme olayını kapsar mı? Bildiklerimiz, günlük hayatımızda, iş hayatı¬mızda, aile hayatımızda yaşanmadıkça, yaşantıya dönüşme¬dikçe acaba ona bilgi denilir mi? Biliyorum diyebilir miyiz? A tape recorder records by itself and gives us service when needed. Well, can we say that tape knows those knowledge? I think it is same for human beings. I want to ask you whether there is a difference between human and a parrot or a tape recorder if human repeat things like a parrot and do not put in them practice in daily life. Bir teyp kendine okunanları kaydeder. İstenildiği zamanda bize ve¬rir. Peki şimdi biz, teyp o bilgileri biliyor diyebilir miyiz? Bence, insanoğlu da böyle. Bir şeyleri papağan gibi tekrarlıyorsa ama onları yaşamıyorsa, günlük hayatında yaşantıya dönüştürmü¬yorsa, sorarım size, o insanın teypten ya da papağandan farkı nedir? The essential thing is not “speaking” but “situation”. There is a meaning of reaching a situation. It is not sufficient just to read any line. People should read sometimes with heart. A single clean, noble, beautiful and great movement is more meaningful than hundreds of ideas and thoughts that have never been put in practices. Sometimes a meaningful smile and a single beautiful word may turn people from dying. Önemli olan “kâl” değil, “hâl”dir. Hâl sahibi olabilmenin bir anlamı vardır. Sadece satırdan okumak yetmez. İnsan bazen de sadırdan okuyabilmelidir. Temiz olan, asil olan, yüce, büyük, gü¬zel olan bir tek hareket, yüzlerce yaşanmamış fikirden, düşün¬ceden daha anlamlıdır. Bazen, bir anlamlı tebessüm, bir tek güzel söz, bir insanı ölümden döndürebilir. Lots of people, who are on the verge of suicide, were turned to life by a beautiful look and behaviour in such cases. Great Yunus says that “May a word turn that hellish world into a nice place”. A little gift, a bit interest may rebring those people who have lost their life power to live. İntiharın eşiğinde olan nice insan, böyle durumlarda, bir bakışla, bir güzel dav¬ranışla ölümden dönmüşlerdir. Büyük Yunus “Şu cihan cehen¬nemini, yağ ile bal ide bir söz” der. Bir küçük hediye, bir küçük ilgi, bazen yaşama gücünü yitirmiş insanlara yeniden ha¬yat verebilir. It can make them happy and succesful again. What makes human is human again. Life, living, existing and feeling crazy taste of existence are such great and magnificent events that they can’t be described by any word, sentence or a book. Onları tekrar mutlu, huzurlu ve başarılı yapabilir. İnsanı insan eden yine insandır. Hayat, yaşamak, varolmak, varoluşun çılgın lezzetini duymak, hiçbir kelimeyle, sözle, kitap¬la anlatılmayacak kadar büyük, yüce, muhteşem bir olaydır. And life is an indivudial adventure that is lived and to be lived by itself. It is a love, it is a poem. Nobody can live and get shivered with a beauty on behalf of each other. Nobody can feel the beauty of a nice behaviour, sharing and donation on behalf of each other.Yunus says that “Find in you, what I found in me.” Ve hayat bizzat yaşanan, yaşanması gereken şahsî bir ma¬ceradır. Yaşamak bir aşktır, şiirdir. Kimse, kimse adına hayatı yaşayamaz. Bir güzellikle ürperemez. Bir güzel davranışın, bir vermenin, bir paylaşmanın güzelliğini hissedemez. Yunus “Bir siz dahi sizde bulun, benim bende bulduğumu” der. If we can’t put the issues we assume that we know them in practices in our life and turn them into beauty, excitement, poem and unbearable shiverings of our life, then, we would be parroting. Some say that love is half of knowledge. However if knowledge is implemented, it takes value. Knowledge exists if they are put in practice, lived and turned into behaviours. Their existence would have been proven by doing so. Bizler, bildiğimizi sandığımız hususları, kendi hayatımıza mal edip, kendi yaşantımız içinde aşka, heyecana, şiire, varoluşun daya¬nılmaz ürpertisine çeviremezsek, sadece ama sadece papa¬ğanlık yapmış oluruz. Aşk ilmin yarısıdır, derler. Ancak, bilgiler uygulandığı zaman değer kazanırlar; ancak bilgiler uygulanıp, yaşanıp, davranışa dönüştükleri zaman vardırlar. Varlıkları is¬patlanmış olur. My friends, let’s speak honestly. It is not seen that people feel admiration and respect to those who repeat knowledge they do not live as a broken record. Dostlar, açık konuşalım, bu çağda hiç kimsenin, yaşamadıkları bilgileri bozuk plâk gibi tekrarlayan insanlara sev¬gi, saygı, hayranlık duydukları görülmemiştir. Today’s people are full in terms of knowledge. They expect behaviour. Otherwise they assume people as he or she has not got useful knowledge even beneficial to him and he or she does not implement it , he or she is an braggart. Bu çağın insan¬larının bilgiye karnı tok. Davranış istiyorlar. Yoksa, onun kendi bilgisinin kendine hayrı yok, kendi söylediğini kendi uygula¬mıyor, geç onu, palavracının biridir o diyorlar. This era’s people need human beings to be sample not with words or speech but with beautiful, sincere behaviours. People who become samples not with words but with actions may affect other people. They may take them to good, beauty and right. Bu çağın insan¬larının, sözüyle değil, özüyle, parlak nutukları ile değil, güzel, samimi, içten davranışları ile örnek olacak insanlara ihtiyacı var. Sözü ile değil, fiili ile örnek olanlar insanları etkileyebilirler. On¬ları iyiye, doğruya, güzele götürebilirler. They can open the door of a new world that is colourful, lightful and loveful. And only they deserve to say like Yunus “If I do not say that I love, the burden of love stifles me”. Yes, let’s love and beloved. This world will not be left to anyone. Onlara yepyeni bir dün¬yanın renk dolu, ışık dolu, şiir dolu, aşk dolu kapısını açabilirler. Ve ancak onların Yunus gibi “Sevdiğimi demez isem, sevgi derdi boğar beni” demeye hakları vardır. Evet, sevelim, sevi¬lelim, dünya kimseye kalmaz.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !